Son dönemlerde evcil hayvanlarımıza ailemizin bireyiymiş gibi bir
yaklaşım sergilemeye ve onları hayatımızın önemli bir parçasıymış gibi görmeye başladık.
Onlarla birlikte yaşamayı ve hayatlarımızı onlara göre şekillendirmeyi öğrendik.
İnsanlık tarihi boyunca bizler için hep önemliydiler; ancak bugünküyle kıyaslanamayacak
kadar da bizlere uzaktılar. Onları sadece çıkarlarımız için kullanıyorduk ve
dostluklarına başvurduğumuzda bu yine kendi yalnızlığımızı giderme amacı taşıyordu.
Kaleme aldığım bu hikâyede ise değişen koşulları ve geçmişten günümüze can dostlarımıza
olan
bakış açımızı irdelemeye çalıştım.
Bir yandan günümüz kültürünün iyi bir örneği olan Reks’i ve onun eski dostuna karşı
gösterdiği sadakati aktarmaya çalışırken diğer yandan da bir evin bekçi köpeği olan
Kırbaş’ın üst düzey korumacı yönünü ele alıp yıllar içinde evcil hayvanlarımıza olan
yaklaşımımızın nasıl değiştiğine değinmek istedim.
Bunları aktarırken COVID-19 salgını boyunca bu hayvanların ve belirli meslek gruplarının
karşılaştıkları zorluklardan da bahsederek konuyu farklı bir bakış açısına taşımayı
hedefledim.
E-kitap olarak satın almak için tıklayınız...
Ayrıntılar...Farklı etnik yapıların ve kültürlerin bir arada yaşandığı toplumlarda
gizliden gizliye cereyan eden ama toplum önünde pek dile getirilmek istenmeyen bazı
gerçekler vardır.
Karşılıklı kız alıp vermeler ya da farklı inançlarda olanları kendi aralarına kabul
etmeler kolay rastlanan şeyler değildir.
Etnik yapının ve kültürün yanına bir de din unsuru eklenince bu aşılması zor bir eşik
haline gelir.
Romanın başkahramanlarından Kaan da; çok kültürlü, farklı etnik ve dini yapıların
olduğu, renkli bir toplumda, azınlık üyesi olarak doğup büyümüştür.
Dünya üzerindeki tüm azınlık mensuplarının yaşamakta olduğu bazı sıkıntıları kendisi de
yaşamıştır ve zaman zaman da hala yaşamaktadır.
Aslında doğup büyüdüğü şehir olan İskeçe’de bunlar hayatının bir parçasıdır ve bu tür
farklılıkları olağan görmektedir.
Üniversite okumak için Selanik’e gittiğinde ise çok değişik bir ortamla karşılaşır ve bu
ortamda farklı olmanın sıkıntılarını pek yaşamayınca azınlık mensubu olduğunu da
unutur.
Bunun rahatlığıyla yıllardır kendini sınırlayan eziklik psikolojisinden kurtulur ve
hayatının geri kalan kısmında çocukluğundan beri baskılamak zorunda kaldığı gerçek
kişiliğine bürünür.
Eleni’yi tanımasıyla da hayatının en mutlu dönemi başlar.
E-kitap olarak satın almak için tıklayınız...
Ayrıntılar...Vodina serisinin ilki olan “Vodina – Kaan’ın Öyküsü” kitabında hikâye
Kaan’ın ağzından kaleme alınmış, Eleni’yle yaşadığı aşk da bir erkeğin bakış açısına
göre aktarılmıştı.
“Vodina – Eleni’nin Düşü” kitabında ise hikâyenin devamı Eleni’nin ağzından anlatılıyor
ve Kaan’la aralarında geçenler de bir kadın gözüyle irdeleniyor.
İlk kitaptaki gibi bunda da bu ikilinin kültür farklılıklarından dolayı yaşadıkları
sorunlar yer alırken, zamanın onları nasıl değiştirdiği konusuna da dikkat
çekiliyor.
Eleni’nin Kaan’ın kitabını okuduktan sonraki değişimine de özel bir vurgu yapılıyor.
Eleni bu kitabı okumayı bitirince eski günlüğündeki anılarını ve Kaan’ın kendisine
yazdığı şiirleri okumaya yöneliyor, bunları okudukça da yeniden geçmişin güzel günlerini
anımsıyor.
Bir süre sonra da Kaan’a olan özlemi derinleşmeye başlıyor ve onu bir daha
göremeyebileceği korkusu bunu iyice pekiştiriyor.
E-kitap olarak satın almak için tıklayınız...
Ayrıntılar...